17 yaşında olimpiyat ikincisi oldu. Önünde parlak bir gelecek vardı. Ancak o bunu kaldıramadı. Yanlış adımlar, yanlış adamlar derken, kendi ipini kendi çekti.
Aslında vak’ayı adiyeden denilebilir Atagün Yalçınkaya olayı... Zira ülkemizde sık sık örneğine rastlarız: Hasbelkader bir değer keşfedilir, uluslararası arenaya sunulur, beklenmedik bir başarı gelir ve devamı getirilemez. Zira başarı ve beraberinde gelen para, şöhret, popülarite hazmedilemez; ne başaran, ne de başarıda katkısı olanlar tarafından... Hatalar zinciri birbirini kovalar ve sonunda geç bulunan değer, çok çabuk yitirilir.
Ülkemizdeki çarpık yapının, çarpık anlayışın, çarpık ilişkilerin son kurbanı ise Atagün Yalçınkaya... 17 yaşında Atina’da olimpiyat ikincisi olduğunda, yalnız Türkiye değil, boks dünyası da büyük bir heyecan duydu, daha bıyığı terlememiş delikanlının başarısından. Zira Muhammet Ali’den sonra bu kadar genç yaşta olimpiyat kürsüsüne çıkan ikinci boksördü Atagün ve önünde simli bir atlas gibi parlak bir gelecek onu bekliyordu. Atina başarısı, gelecek yıllarda altına vurulacak yumrukları müjdeliyordu.
Bu bir kaçıştır...
Ancak öyle olmadı, ne yazık ki... Her zamanki hastalıklarımız debreşti. Atagün gençliği ve toyluğundan kaynaklanan tutkularına teslim oldu. Burnu büyüdü. Bir anda kapısını çalan şöhret ve kazandığı para başını döndürdü. Yanlış kararlar vermeye başladı. Boks yaşamındaki istikrarını kaybetti. Kamplara ve turnuvalara gitmez oldu. Atina sonrası kayda değer tek başarısı, Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu oldu. Kulübü Fenerbahçe’yle, Boks Federasyonu’yla, sponsorlarıyla, antrenörleriyle ters düştü. Kendisine yapılan nasihatlere aldırmadı. Ve beklenen son kapısını çaldı. Milli takımı bıraktığını, 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’na gitmeyeceğini ve daha henüz 21’inde olmasına rağmen profesyonel boksa geçeceğini açıkladı. Hiç kuşkusuz onunki bir kaçış. Yaşadığı sorunlara, psikolojik çöküntüye çare bulamamasının getirdiği bir kaçma sendromu yaşıyor Atagün Yalçınkaya... Ancak burada tek suçlu o mu? Elbette değil. Kazandığı ödüllerden pay isteyen ve onu bunalıma sokan antrenörlerden tutun da, genç adama profesyonel destek sağlayamayan, yanlış insanların kucağına düşmesine engel olamayan yöneticilere kadar herkes kusurlu, bu olayda... Kimsenin “ben elimden geleni yaptım” deyip köşeye çekilmeye hakkı yok. Ortada bir yenilgi ve kaybedilen bir değer varsa, bu sonucu doğuran bileşenler de vardır. Ve hepimiz o bileşenlerin birer parçasıyız.
Hamit TURHAN
Caner Doğaneli sert çıktı
Atagün Yalçınkaya’nın milli takımı bıraktığını açıklamasının ardından Boks Federasyonu Caner Doğaneli, genç sporcuya sert çıktı. Atina sonrası başta Fenerbahçe’nin Atagün’e sahip çıktığını, büyük bir firmanın sponsorluğunu üstlendiğini, Kadıköy Belediyesi’nin de iş verdiğini kaydeden Doğaneli, “Milli takımın Rus antrenörünü sırf onu çalıştırsın diye İstanbula’a atadık. O bütün bunlara rağmen, kamplardan kaçtı, şampiyonalara katılmadı. Genç yaşta başarıyı kaldıramadığı için depresyona girdi, sonunda da bu noktaya geldi” dedi