Mevcut yönetimden iki-üç kişi hariç, camia ekonomik tablodan ürküyor ve “gidişat çok kötü. Umarım korktuğumuz başımıza gelmez ve Trabzonspor’u hacizcilerin alacakların elinde oyuncak olarak görmeyiz” diyor. Bunu da eleştirel anlamda gündeme getirip endişelerini dillendiriyorlar. Mevcut yönetim kurulundan birkaç kişi “durum iyi üzülmeyin, gider varsa gelir de var” diyerek durumu idare edip kitabın ortasından konuşsa da kazın ayağı görüldüğü gibi değil.
Konuya derinlemesine girmeden şu bilgiyi de verelim. Konuşan birkaç kişinin en büyük hatası camiaya hedeflerle ilgili gerçeği bilmelerine rağmen sürekli “başarılı olacağız” düşüncesini empoze etmesidir. En büyük hedef Avrupa diyorlar veda ediyorlar hedeflerden geri adım atmadık diyorlar bu ne yaman çelişki yahu. Taraftarla dalga geçiyor bunlar..!
Sadri Şener, iki kötü sonuç alıp Avrupa'dan elendiklerini hatırlatarak, ''Bu demek değil ki Trabzonspor pes etmiştir, başa oynamayacaktır. Hayır! Koyduğumuz hedeften bir santimetre geriye gitmedik, daha beter kamçılandık'' diyor. Her açıklamaya kısa cevaplar vererek devam etmek en mantıklısı.
Sayın Şener’in bu açıklamaları konumuna göre yapması gayet normal. Koyulan hedeften bir adım geri atmadılar sadece pes edip çok önemsedikleri Avrupa’ya veda ettiler. Bu durumu S.Arabistan’ın 89 dakikaya 5-0 geride girmesine rağmen spikerin “kazanacağız inşallah” demesi gibi bir şeyle anlatmak mümkün olabilir?
Şener, Trabzonspor'un şampiyonluğa oynayacağından kimsenin kuşku duymaması gerektiğini ifade ederek, ''Trabzonspor'un elindeki kadro, ne kadar eleştirilirse eleştirilsin, Türkiye'nin en iyi kadrolarından biridir. İki kötü sonuç bunu değiştirmez.”diyor.
Sayın Şener’e sormak lazım sözde mi özde mi? Hangi oyuncu kadrosuyla bu ligi forsa edip şampiyon olacaksınız? İbrahim Hacıosmanoğlu’nun ifade ettiği gibi “saç ektirip topa kafa vurmayan” golcülerinizle mi yoksa bir türlü görülemeyen yetenekli oyuncularınızla mı? 4 hafta da 8 puan fark ve geleceğe dair umut kapısı olacağı sanılan ucu karanlık tünel…!
Aldıkları 2 yenilginin, Trabzoncell ve kombine bilet satışlarını bıçak gibi kestiğini ifade eden Şener, ''Taraftarlık, sonuçlara bağlı olmamalı. Başkanı sevmeyebilirsin, hocasını, futbolcusunu sevmeyebilirsin veya senin dediklerin yapılmamış olabilir ama o takımı tutacaksın ki var olacak'' diye konuşmuş.
İşte bu konuda tepeden tırnağa kadar haklı sayın başkan. Trabzonspor yönetenlerin değil gönül verenlerindir. Gönül verenler yönetim “har vurup harman savursun” diye olmasa bile yine de katkı yapıp takımına sahip çıkmalıdır.
Dananın kuyruğunun koptuğu ekonomik borçla ilgili de çok ilginç açıklamalarda bulunmuş Sadri Şener. Ne diyor, “Trabzonspor’un aşırı borçlanması gibi laflar Trabzonspor’u küçültür. Ödenebilecek borçla döndürüyoruz. Bunun hepsinin karşılığı var. Trabzonspor'un boyu, eni, şekli, hacmi bu borçları iki defa öder. Bundan hiç şüpheniz olmasın.”
Sayın Şener’in bildiği her halde farklı şeyler var. Şimdi soralım sayın Şener’e döndürülebilir borçla deveye ne zamana kadar hendek atlatacaksınız? 3 kuruşluk borcu ödemek için göbeğiniz çatlıyor. “Kaç okkalık” geliriniz var şunları kalem, kalem açıklasanız da mevcut yöneticileriniz ve kamuoyu rahatlasa diyorum.
Her zaman “Para verdimde gittim” diyorsunuz ya şeytanın avukatlığına soyunarak acaba diyorum şimdi de bunun karşılığı kulübü sürdürülemeyebilir borçla mı bırakacaksınız? Har vurup harman savurmayla yola devam ederseniz boyu, eni, şekli, hacmi yetmeyecek ve Trabzonspor zaten küçülmek zorunda kalacak..! Sizde haklısınız? Ne yaparsanız yapın vicdanlarda olmasa bile aklanacaksınız..! İstediğiniz gibi harcayabilirsiniz..!