Her galibin bir yeteneği olmalı öyle değil mi? Bireysel ile kolektif sporların arasındaki en büyük fark bireysel sporun zorluğudur. Ne varsa o müsabakada kendine veya rakibine göre belirlenir. Oysa kolektif sporda durum çok farklıdır. Senkronize hareket etme kabiliyetine göre başarı adres sormadan gelir.
Başkan Sadri Şener hedeflerinde sapma olmadığına dikkat çekerek, “Şampiyon olacağız” diyor. Diyor demesine de eldeki kadro bunu başarabilecek güçte mi? Veya rakipleri buna müsaade eder mi? Trabzonspor’un performansından ziyade rakiplerinin de durumu hedef yolunda belirleyici olacaktır.
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kadro zenginliği ve kalitesi Trabzonspor’un çok üstünde.! Hem yerli hem de yabancı oyuncu seçimlerdeki başarılarını oynadıkları oyun ve aldıkları sonuçla ortaya koyuyorlar. Bir diğer rakip Beşiktaş’ın durumu Fenerbahçe ve Galatasaray’a göre kısır olsa da Trabzonspor’dan hem oyuncu derinliği hem de kalitesi iyi.
Peki, Trabzonspor Sadri Şener’in hedefine ulaşacak ne yapmalı? Bu çok karmaşık, karmaşık olduğu kadar da kolay bir soru..! Yabancı oyuncuların verimliliğine bakalım. Song, çok da “şef” gibi değil. Cale, mücadele gücünü ve etkinliğini kaybetmiş, Tjikuzu, yapısal olarak sorunlu. Hala oynadığı kulübü sıradan görüyor ve davranış bozukluğunu gidermiyor.
Albay Alanzinho faydalı mı değil mi (Israr edilirse emin olun en faydalı yabancı olarak tarihe geçer.) sorusuna cevap verecek fırsatı bir türlü bulamıyor. Son dakikada aldığı yoğun taktik nedeniyle işi zorlaşıyor..! Ve Yattara.! Kalması olay oynaması kolay ama o bunu yapmıyor. Mahmut Aksu’nun dediği gibi fiyatı ve pazarı oluştuğunda hemen satılmalı ama nerede…!
Sylva geçen seneden daha farklı. Eski kulübüyle arasında olan sorunu çözemediği için kafası rahat değil ve konsantre olamıyor. Colman, Trabzonspor’un hedefe taşıyacak yetenek ve yeterlilikte değil. Gabriç üstüne su mu iç yoksa keyifle seyret mi bunu zaman gösterecek. Onun için çok da lafa gerek yok. Bekleyip göreceğiz.
Yerlilerden marka ve isim olarak etkili olan çok..! Gökhan Ünal, Umut, Ceyhun, Selçuk ve Egemen…! Ve İlhan Cavcav’ın “Gitti Hacettepe küme düştü” diyecek kadar övdüğü Giray. Hepsi isim olarak etkin, oyun olarak pasif durumdalar. Başka bu satırlara konu olacak marka oyuncu olmadığı için şimdi soralım sizlere bu takım başkan Sadri Şener’i mahcup etmemek için olağanüstü gayret gösterip çift motorlu lombardini gibi piyasayı altüst edebilir mi?
Arkadaşlık bağları üst seviyede olmalı. Var mı? Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için mücadele etmeliyiz. Var mı? Mücadele gücü üst seviyede olmalı. Var mı? Arkadaşı aksadığında diğer arkadaşı devreye girmeli. Var mı? Savunma kurgusunu hücumda başlatan ve buna uyum sağlayan oyuncu kadrosu. Var mı? Maddi olarak sıkıntı yaşamayacak oyuncuların sahada rakibine sıkıntı yaşatacak anlayışı. Var mı? Sürekli mazerete sığınmayacak ve kötü oynasa da mücadele gücünden asla taviz vermeyecek oyuncu kadrosu. Var mı? Her galibin bir yeteneği olmalı. Var mı?