Siz bakmayın yönetimin ibra edilmediğine! Aslında işin özünde biraz geçmişten hesaplaşma birazda samimiyetsizce yapılan açıklamalara tepki vardı. Yoksa bu yönetimden çok daha kötü yönetenleri de gördü Trabzonspor! Çıkarcılar, icracılar, alacaklar hepsi kapısına dayanmıştı Trabzonspor’un. Para yok, borç çoktu. O günlerde de mali kongreler yapıldı ama yönetimler aklandı. Sözün özü şu; Hiç kimse geçmişten kalan hesaplaşmalar içine girmedi ve giden yönetim kadar samimiyetsiz değildi. “Hayır” Trabzonspor için değil Türk futbolu içinde bir milattır. Bu karar kafasına göre samimiyetsizce kulüp yönetenlerin devrine son noktayı koymuştur. Burası Türkiye!.. Her an her şey olur bir yol bulur kılıfına uydururlar ama eskisi kadar rahat hareket edemeyecekleri kesin. Daha önce bazı yönetimler direkten dönmüş son anda, “Trabzonspor’u mahkeme kapılarında süründürmeyelim. Bize yakışmaz” denilerek al-gülüm ver gülüm modeliyle yapanın yanına kar kalır anlayışında herkes ibra edilmişti. Şimdi durum karışık! Devir o devir değil artık. Delege Trabzonspor’a sahip çıktı. Bu kongreden öne çıkan en önemli başlık delegenin Trabzonspor’u yönetenleri hesapsız kitapsız harcamalar ve kafasına göre yönetmelerine dur demesi sonucu mahkeme kapısını göstermesiydi. Herkes yaptığının bedelini hukuk önünde vermelidir. Cebinde üç kuruş parası olmayan Trabzonspor sayesinde iş bitiren, işyerinde hareketlilik yaşatanların milyonlarca dolarlık bütçeyi yönetmesi akılla bağdaşmaz. Bu nedenle delegenin yönetimi ibra etmemesi çok önemlidir. Goygoycular, yağcılar şimdi Trabzonspor’da bölünme olur diye ortaya çıkacaklar. Hayır, aksine bölünme değil bütünleşme olacaktır. Bundan sonra yönetime adam gibi adamlar girip çalışacak daha da önemlisi hesabı kitabı bilenler listelerde yer bulacaktır. Kimse kimseyi kandırmasın bu “hayır” Trabzonspor’un geleceğini kurtarmış ve tünelin ucundaki ışık camiayı aydınlatmaya başlamıştır. Gelecek aydınlıktır bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Kongre gününe kadar hesapları saklayanlar o hesapların altında kaldı. Astığım astık kestiğim kestik ve saçma sapan açıklamalarıyla delege ve camiayla dalga geçenler o açıklamalarının altında kalmıştır. Kongreyi belirli hedeflere ulaşmak için erteleyenler onun altında kalmıştır. Sürekli yalan haberlerle camiaya umut aşılayan ama her defasında şoka uğratanlar o şoku delegeden yemişlerdir. Yaptıkları binlerce yanlışı bir projeyle örtmeye çalışanlar o örtünün altında kalmıştır. Fatih’i, Stepanov’u, Smkoviak’ı, Eller’i, Marcelino’yu, E.Martin’i, Musampa’yı satan ve para kazandık edalarıyla hava atanlar, iki kör bir topal getirip trilyonları bir çırpıda sokağa atanlar yaptıklarının altında kalmıştır. Trabzonspor delegesini hiçe sayan açıklamalarla camianın vizyonunu küçültenler bunun altında kalmıştır. Trabzonspor’un değerlerini tartışmaya açan ve günlük hesaplarla bu değerleri yıpratanlar bunun altında kalmıştır. Bu görevi ve kararı da süreci yakından takip eden delege üstlenmiş, Trabzonspor’u bu noktaya getirenlere hesap yeri olarak mahkemeyi göstermiştir. Kimse (Goygoycular, yalakalar ve çıkarı peşinde koşanlar hariç) alınmasın ama bu karar Trabzonspor’u yeni hedeflere taşıyacak çok önemli ve tarihi bir karardır. Gelelim mahkeme konusuna; Trabzonspor’un değil trilyonlarını, bir lirasının dahi heba edilmesine vesile olanları mahkemede değil yüce divanda yargılayacaksın!.
Sadri Şener’in ağırlığı ve bedava uygulanabilir projeler!..
Kulübe neresinden el atarsan at elinden kalacak boyutta. Sosyal ve ekonomik boyutunun yanında psikolojik olarak yıpratıldı. Travma geçiren Trabzonspor’u ayağa kaldırmak kolay olmayacak. En önemli tedavi yöntemi bu dönem için samimiyet, hoşgörü, güler yüz ve tabi ki disiplin olacak. Sadri Şener ismi delege ve camia üzerinde müthiş etki yapmış. Şu an için herkesin ve kesimin üzerinden Sadri bey sanki kilolarca yükü kaldırmış gibi. Bu tablonun devam etmesi için sayın Şener’in yanında diğer yöneticilere de büyük görevler düşüyor. Özellikle Hayrettin Hacısalihoğlu lokomotif görevi yapması lazım. Şuan takım performansını arttırmak için psikolojik destek vermekten başka yapacak başka şey yok. Gecesini gündüzüne katıp takımla ilgilenmesi lazım. Takım performansı yükseldikçe camiaya da güven gelecektir. O güvenin tesis edilmesinden sonra işlerin toparlanması daha kolay olur. Trabzonspor takımı kim ne dersi desin mevcut şartlar içerisinde ligi ilk 5 hatta 4 içerisine bitirebilir. 3 puanlı sistemde bu çok da zor değil. Önemli olan oyuncularla birebir görüşmelerin yapılması. Tabi bu arada uzman ekiplerin de işbaşı yaptırılması gerekir. Bu konuda futboldan anlayan psikolojik danışmanlara ihtiyaç var. Karadeniz Teknik Üniversitesi ile bu konuda işbirliğine gidilebilir. Sayın Hacısalihoğlu’nun rektör İbrahim Özen’le diyalogunu bilmeyen yok. Sayın rektörün Trabzonspor için bu ve bundan sonraki dönemlerde elini taşın altına sokacağından hiç şüphem yok. Trabzonspor ayağa kaldırılacaksa bu bütün kurumların desteğiyle olacaktır. Bu kurumların başında da KTÜ geliyor. Sosyal ve psikolojik anlamda toparlanma için KTÜ’lü uzmanlar aktif olarak görevlendirilebilir. Bu sağlandıktan sonra kulüpte yapısal reformların hayata geçirilmesi lazım. Ahbap çavuş ilişkileriyle kadrolar şişirilmiş. Hiç kimsenin ekmeğinden olmasını istemem. Bu arkadaşlar başka alanlarda ya da kurumlarda değerlendirilebilir. Ancak kulüp personel listesi gözden geçirilip eğitim ve yabancı dil seviyesine göre yeni görevlendirmeler yapılmalı. Yönetimin bu sezon için yapacağı en önemli icraat takım performansını arttırmak ve yapısal reformları bir an önce gerçekleştirmektir. Bir de temsilde ciddi sıkıntılar yaşandı geçen dönem. Önüne gelen demeç vermemeli ve televizyonlara çıkıp Trabzonspor’un üzerinden prim yapmamalı. Bu konuda görevlendirilecek bir yönetici basınla iletişimi sağlamalıdır ve tüm açıklamalar aynı kanaldan yapılmalıdır. Eski yeni yönetici, sporcu (yerli-yabancı) tek, tek aranarak kulüpte dayanışma üst düzeye çıkartılmalı ve bu isimlerden gönüllü olarak faydalanılmalıdır. Oyuncu seçimi ve beğenilmesi alanlarında eski oyuncular aktif olarak kullanılmalıdır. Kimsesiz çocuklara (Sadece Trabzon değil Giresun, Ordu, Rize, Gümüşhane ve Bayburt’tan kimsesiz çocuklar gündüz maçlarına getirilebilirler) ve İlk ve ortaöğretim okullarına yönelik yeni hamleler başlatılmalı ve her maç kale arkaları bu öğrencilere ve hanımlara tahsis edilmeli. Tabi asıl önemlisi önümüzdeki sezon için şimdiden çalışmaları başlatmak. Bölgesel temsilcilikler açılmalı (Oyuncu araştırması, ürün satışı, tanıtım, sosyal ve kültürel projelerde Trabzonspor’un yer almasının sağlanması). Bu temsilcilikler Karadeniz’e komşu (Rusya, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Gürcistan, Ukrayna) ülkelerde de yapılmalı. Bu ülkelerde çok sayıda Trabzonsporlu işadamı var. Bir de gollerden sonra horon ya da kolbastı oynatılması psikolojik etki sağlar bunu da unutmayalım. Görülüyor ki Sadri Şener görevi kucağında bombayla devraldı. Bir anda bütün meselelere sihirli değneği değdirip çözüm bulup Trabzonspor’u ayağa kaldırmalarını beklemiyoruz ama en azından yapılması gerekenleri öncelik sırasına koyarak derhal hayata geçirmeleri gerekir.
Meteoroloji uyardı; Trabzon’da ani hava değişimleri yaşanacak!
Kim ne derse desin Sadri Şener geçmişte yaptığı hizmetlerin karşılığını delegeden fazlasıyla aldı. Şener ismine verilen prim hiçbir başkan adayına bugüne kadar sağlanmamıştır. Sayın Şener’in bunun bilinci içerisinde hareket etmesi ve geçmişte yakaladığı güveni artıracak karar ve uygulamalarda bulunması lazım. Sadri Şener ismini ortaya çıkmadan ve karar aşamasında ilk duyduğumuzda gerçekten şaşırmıştık. Büyük bir riskti kendisi için. O her şeye rağmen bütün riskleri göze alarak yola çıktı ve sonunda da delege geçmişte bıraktığı güvenilir ve vefalı başkan sıfatına uygun davranarak kendisine ikinci kez aynı koltuğu teslim etti. Bundan sonrası Sayın Şener için gerçekten çok zor geçecek. Başarılı olamazsa geçmişte kazandığı güveni de erozyona uğratacak. Sadri Şener’in bu riske girmesi elbette Trabzonsporluluğundan kaynaklanıyor ama ne de olsa risk! Bütün bunların üstesinden gelebilir mi? Hem de değişen koşullar ve dibe vurmuş Trabzonspor’la. Elbette gelebilir. Pazar akşamı bütün televizyonları seyrettim. Sayın Şener hem duruşu, hem üslubu, hem güler yüzü hem de açıklamalarıyla taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazandı. Sadece izleyenlerin değil televizyon programı yapanlarda Şener’le konuşmanın dakikalarca keyfini sürdü. Televizyon programların da ilk günün heyecanıyla açıklama yaparken delege ve taraftar da pür dikkat kendisini izledi. Diyebilirim ki ilk sınavdan başarıyla çıktı. Hem izleyenler, hem izlettirenler, hem soru soranlar hem de spor camiası Sadri Şener isminden memnun görünüyor. Zaten meteoroli de Trabzonspor’la başlayan ve ülke çapına yayılacak ani hava değişiklikleri için uyarıda bulundu. Bu işin sakası ama Sadri Şener ismiyle çok şeyin değişeceği ilk günden belli oldu. Umarım sayın Şener ve ekibi bu ilgi ve delegenin desteğine layık olmak için hata yapmadan gece-gündüz çalışıp Türk Futbolunun rengi olan dört büyükten birisi Trabzonspor’u yeniden ayağa kaldırırlar.