Demokritus der ki “Çoğu insan en çirkin şeyleri yapar, Fakat en güzel sözleri söylerler” Bu söz yazının son noktasına kadar rehberiniz olsun. Trabzon’da güne başlamanın temel kuralı Trabzonspor’dur! İyi kötü, güzel çirkin, başarılı başarısız fark etmez. Güne başlamanın kuralı bu da, ya günü bitirmenin..! Yaşam biçimi olduğu için günü de Trabzonspor’la bitirmek lazım. Ancak Trabzonspor’u bitirmek değil..!
Düşene vurmak veya düşürerek vurmak veya düşmesine zemin hazırlamak veya düşmeden iki de ben çakayım demek veya veya..! Düşülmesi için hata yapılması lazım. Hata yapmayan düşer mi? Elbette ki düşmez. Ya hata yapılacak ya da çevresel koşullar hataya zorlayacak! Yoksa düz ovada düşmek pek akıl kari değildir. Trabzonspor düştü mü?
Bu kimilerine göre evet kimilerine göre de hayır cevabı taşıyan göreceli bir soru..! Asıl sorgulanması gereken ise düşmesi, düşürülmesi veya düşmesine zemin hazırlanılması beklenen, istenen veya planlanan ne? Çok sevdikleri ve yaşam biçimi olarak benimseyip el üstünde tuttukları Trabzonspor..! Bunu yapmak için insanın fıtratında 180 derecelik dönüş yaşanması lazım. Öyle ya kim sevdiğine, gözünün nuruna bırakın düşmesini beklemeyi veya ondan fırsat bilip yönetmeye talip olmayı isteyebilir? Normal de sevdiğine kıyabilir mi?
Hani Mevlana’nın çok güzel bir sözü vardır ya; insanların ölümlerine değil doğumlarına ağlayın diye…! Trabzonspor doğdu, başardı ve büyüdü..! Bugün timsah gözyaşları dökenlerin pek çoğunun amacı Trabzonspor’un başarısı ya da başarısızlığı değildir. Onların amacının ana temasını çıkarları oluşturur. Çıkara ulaşmada Trabzonspor bir araçtır. Trabzonspor hakkında ne düşünüyorsunuz diye sorsak kısa ve öz cevapları vardır..!
Yönetim gitsin, oyuncular sahtekar, aldıkları parayı hak etmiyor, kaptanı değiştirin, golcü alın, bu takımın sahibi biziz. Sahipleri olduklarını iddia ettikleri kulübün başarısız olması için istemeden de olsa ellerinden geleni yapıyorlar. Yapmalarının yanında da birilerinin ekmeğine yağ sürüyorlar. Böyle sahiplik olur mu? İnsan sahibi olduğu varlığın değer kazanması için mücadele etmez mi? Kim varlıklarını değersizleştirmek için adım atar?
Trabzonspor’da hata yok mu? Olmaz mı? Bir çırpıda çuvalla sayarım size. Başta yönetim olmak üzere profesyonellerin, teknik heyetin, oyuncuların, taraftarların! Ama her şeyin yeri, zamanı var. Trabzonspor’da başarısızlığın hesabının sorulacağı yer köşe başları ve mesajlarla ortalığı ayağa kaldırıp puslu hava yaratma arzusundakilere su taşıyanlar değil, kongre salonlarıdır. Kongrede herkes eteğindeki taşı döker! Fırsat düşkünlüğü yapmak Trabzonsporluyum diyenlere yakışmaz..! Sorarım size beş kuruş para almadan hangi yönetici bu tablodan haz alır? Hayrettin Hacısalihoğlu’nun Trabzonsporluluğunu kim tartışabilir?
Şu an da yangına benzin taşımanın veya taşıyanlara aracılık etmenin ne yeri ne de zamanı..! Eğer Trabzonspor’u koşulsuz seviyorsanız yapmanız gereken tek şey bu zor günlerde taşın altına elinizi sokmaktır. Ne yapalım diyorsanız konuşmayın yeter derim! Bu takım başarı veya başarısızlığında insanları dilinde düşmüyorsa burada sorun var demektir. Sorunun kaynağı da bugünde aramak yanlıştır. Çünkü Trabzonspor, hedef üstünde hayallerle sürekli gezdirilmiştir. Bir çıta aşağıya inildiğinde fırtına kopuyor ve yer yerinden oynuyor..! Unutmayın düşünceler, renkler, anlayışlar farklı olsa da Trabzonspor aynıdır..!
Yönetim öfkeyle hareket etmemeli. Yapmaları gereken en önemli şey fütur getirmemektir. Trabzonspor üzerinden siyaset yapıp Trabzonspor’u felce uğratma düşencesin de olanlara prim vermemek gerekiyor. Yönetim kurulunun atacağı adımlar Trabzonspor’un geleceğini şekillendirecektir. Şu kadarını söyleyeyim kongre kararı Trabzonspor’u uçurumdan aşağı atmaktan başka bir şey değildir. Hatalardan ders çıkartarak bundan sonraki süreçte eldeki değerleri faydalanılabildiği ölçüde kullanmaktır. Söz konusu olan Trabzonspor’sa başta Hayrettin Bey olmak üzere feragat sahibi olan herkesin taşın altına yeniden elini sokması lazım.