Başarısızlıkta üretilen en önemli savunma aracı mazerettir. Hani Sadrazamın koltuğu yenisine devrederken bıraktığı üç mektup hikayesi var ya durum tam da ona işaret ediyor. Kasa da gizlenmiş mektuplar şöyle;“Ola ki ileride başın sıkışır, işte o zaman seni rahatlatacak öğütlerimi içinde bulacağın üç zarf var o kasada; ancak senden ricam, mektupları üzerinde yazılı sırayla açıp okuman” der halefine...
Bir süre sonra bazı zaaflar ortaya çıkar: Eleştiriler artar, halk huzursuzluk alâmetleri gösterir, sadrazamı bunaltan gelişmeler birbiri ardına yaşanır... Aklına mektuplar gelir. Birinci mektubu okur: “Eski yönetimi kıyasıya eleştir”. İşini gücünü bırakmış yeni yönetimi eleştiren herkes bir an, “Yahu haklı adam, eskiler çok kötüydü” demeye başlamıştır.
Bir süre sonra bahar havası yeniden dağılır. Eleştiriler iyiden iyiye koyulaşır. Sadrazam müthiş bunalır. Bu defa 'kasadaki zarflar' daha çabuk aklına gelir. İkinci zarfı açar: “Etrafını suçla ve suçladıklarını yanından uzaklaştır” Bir süre direnir, oyalanır sonra yanındakileri suçlamaya başlar. Bunun rahatlattığı ortaya çıkınca bu defa suçladıklarını etrafından uzaklaştırır.
Son dalga ülke siyasetini yeniden çalkalandırdığında son zarfı açma zorunda hisseder kendini sadrazam; “Kötü şans ha, çok yazık; yapabileceğin fazla bir şey olduğunu sanmıyorum; sen de halefin için şimdiden üç mektup hazırla..!”
Gelelim Hugo Bross’un ateş olmayan yerden duman tütmez misali memleket gazetelerinde yayınlanan ancak çarptırılmış olarak savunması yapılan açıklamalarına, “21 senede 23 yabancı çalışmış. Takımın yetersizliğini bana yüklüyorlar..!” Bu açıklamaların çarptırılma yüzdesi çok düşüktür. Çünkü rakamlar verilmesi çok manidar..! Her halde çalışması için çok eleştirdiği silahların gölgesinde imza atmış..!
Bazı yabancı hocaların sadece 2 ay dayanabiliyor oysa ben 4 aydır görevimin başındayım. Trabzonspor’da yabancı teknik direktör olarak 1 yılı tamamlamak büyük bir başarı. Kulüp teknik direktörleri gönderirken çok duygusal karar veriyor” diyor bay Bross..! Eee yat kalk Hayrettin Hacısalihoğlu’na dua et…! Yoksa sen de çoktan mezarlık sakinleri kervanına katılırdın..!
Broos, “Kulüp içinde istifam için büyük baskı var. Fakat benim ayrılmak için bir nedenim yok. Sezon başı 4 transfer istedim, 1 oyuncu aldılar. Takımın yetersizliğini bana yüklemeye çalışıyorlar” ifadelerini de kullandı.
Trabzon’un çok şirin bir kent olduğunu, ancak özellikle yabancı antrenörlerin bazı sıkıntılar yaşadığına dikkat çeken bay Bross, ‘’Ben de ilk geldiğimde günde 5 kez ezan okunmasına alışmakta zorluk çektim. Halen sabah 5’te okunan ezanın sesine uyanıyorum. Araba kullanırken de özellikle yeşil ışıkta geçerken çok dikkatli oluyorum. Çünkü burada herkes kırmızı ışıkta geçmeye alışkın” diye konuştu. Takımı düzlüğe çıkartıp aşağılayan tavırla trafik polisliğine soyunduğuna göre….
Çarptırılma yüzdesi çok düşük olan sözlere verilecek cevap bulamıyorum. Bu açıklamalar sadrazamın 3 mektubuyla da izah edilemez. Belçika gazeteleri üşenmemiş Trabzon’da 21 yılda 23 antrenör ve çalışma sürelerini araştırmış. Bu da yetmemiş milyon dolarlık oyuncuların yeterliliklerine bakmış, olmamış kırmızı ışıkta geçen sürücüleri saymış hepsinden önemlisi de okunan ezanın rahatsız edip etmediğini ölçmüş.
Belçika gazetelerinde yayınlanan sözlerin çarptırılma oranının niçin düşük olduğunu yukarıda ortaya koydum. Bross kendine sahip çıkan Hayrettin Hacısalihoğlu’nu zor durumda bırakıyor. Baştan aşağıya aşağılayan ve hakarete varan, alaycı üslupla bilerek inci tanesi gibi kelimelere dizilen cümlelerdeki yangını söndürmek için mazeret kokan bir açıklamayla sakinleştirilmeye gidilmesi ne kadar doğru..! Aslında Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olmuştu ya…!
4. dünya kupasını görecek Song’un davranış bozukluğu sergilemesini anlamlandırmak, Sylva’nın çalıştıranını hedef alan açıklamaları, Tjikuzu’nun haleti ruhiyesi, Yattara’nın kazanın dibine tutan figanları, Alanzinho sistem kurbanı yapılması, Cale-Gabriç üstüne afiyetle su iç..! Daha ne diyeyim arkadaş! Söz ve eylem zirvesinde açık ara öndeler..! Bu kadar gürültüden sonra yağmur yağması normal..!
Bütün bunların sorumluları her halde Bross’un mezarlığında takla atanlar değildir…! Ayıptır ayıp..! İnsanlar ekmek yediği tekneye nasılda ihanet ediyor..! Devreye beklemeden git be bay Bross..! Bu kadar suçlamadan sonra kalmanın mazereti olamaz..!