Meşhur bir söz vardır; ‘İnsanlar karşılaştığınız fırtınalarla değil, gemiyi limana ulaştırıp ulaştıramadığınızla ilgilenir.” Aslında ne kadar çok gemiler batmıştır bugüne kadar. Bir karakter tahlilcisi en yaygın kullanılan mazeretlerin listesini yapmış. Listeyi okurken kendinizi dikkatle inceleyin ve bu mazeretlerin hangilerini kullandığınızı/kamuoyuna aktardığınızı belirleyin. Trabzonspor’da gemi limana 27 yıldır ulaşmadığı için fırtınalar anlatılır durur. Bu gidişle de imkânsız değil ama zor gözüküyor.
Eğer param olsaydı..
Eğer yeterince gayretli olsaydım
Eğer iyi bir eğitimim olsaydı
Eğer zamanım olsaydı
Eğer sağlığım iyi olsaydı..
Eğer zamanlamam daha iyi olsaydı
Eğer diğer insanlar beni anlasaydı
Eğer şartlarım daha farklı olsaydı
Eğer hayatımı yeni baştan yaşasaydım
Eğer bana bir şans verilseydi
Eğer zengin doğmuş olsaydım
Eğer bazı insanların sahip olduğu yeteneklerim olsaydı
Eğer geçmişte fırsatları değerlendirmiş olsaydım
Eğer beni takdir eden birileri olsaydı
Eğer bana yardım edecek biri olsaydı
Eğer ailem beni anlasaydı
Eğer her şeye yeniden başlayabilseydim
Eğer elime bir ‘fırsat” geçseydi
Eğer kendimden emin olsaydım
Eğer şansım olsaydı
Eğer bu kadar çalışmak zorunda olmasaydım
Eğer özgür olsaydım
Eğer başka bir mahallede yaşıyor olsaydım
Eğer daha büyük bir şehirde yaşasaydım..
Başarısızlığa mazeret üretmek kolay gördüğünüz gibi. Mutlak başarı peşinde koşarken, uğruna harcadıklarımız, bizi yok eder ve başarının da bir anlamı kalmaz. 27 yıldır şampiyon olamamış birkaç kez umutlanmış bir takımın bundan sonrası için mazeret üretmeye hakkı var mı?
Başarı için ciddi ve radikal kararlar alınması şart. Yukarıda sığınılan mazeretlerin tamamına yakını mevcut yönetim tarafından ortadan kaldırılacak düzeyde. Para var, tesis var, taraftar var, ekip var, teknik heyet var, oyuncu kadrosu var, çalışan personel var… Yani “var oğlu var” konusunda hiçbir eksiklik yok. Ne yok? Başarı yok. Başarı için “varlık içinde yokluk çekiyorum” diyerek mazeret üretmek yetersizlikle eşdeğer olur haberiniz olsun. O nedenle disiplinli ve koordineli iyi bir araştırma, kaşıkla alıp kepçeyle vermeden ayağını yorganına göre uzatıp doğru zamanda doğru adımları atarak başarı limanına sağ salim ulaştırılabilir Trabzonspor. Yoksa yukarıdaki mazeret listesine ekleme yapmak hiç de zor değil.
Bir varmış bir yokmuş.!
Her yıl hedeften uzaklaşıldığında gazete sayfalarını ve Tv haberlerini süsleyen yabancı oyuncu transfer hikayeleri kafa karıştırmaya devam ediyor. Bu haberlerin çıkması başarısız olan yönetimleri de rahatlatıyor. En azından hedeften biraz uzaklaştırıyor. Yabancı transferi konusunda Trabzonspor’daki enflasyon inanılmaz boyutlarda. Buna rağmen diyar, diyar yabancı oyuncu arayışları devam ediyor.
Şu ana kadar kaç yabancı oyuncu listeye dahil edildi bilmiyorum ama sezon sonuna kadar bu rakam 100’ü geçer. 100.cü yabancı oyuncu ismini gündeme getirip kamuoyuyla paylaşana ödül verilmeli. Çuvalla para ödenen eldeki yabancı oyuncuların (Sylva, Song, Cale, Gabriç, Colman, Alanzinho, Yatara, Gutierrez, Isacc, Tjikuzu, Brüls ve Faty Paty)sayısı kontenjanı yarı yarıya aşmış durumda. Yeni oyuncu alınması için birçoğunu farklı kulüplere kiralık olarak göndermiş olan Trabzonspor’da Özkan Sümer, Ünal Karaman, Şenol Güneş ve diğer izleme komitesi üyeleri sürekli oyuncu izliyorlar. Peki nereye kadar izlenecek?
Teknolojik çağın içinde her şey net.! Bir oyuncunun izlenmeden önce 7 sülalesine kadar bilgiler mevcut. Zaten menajerler bilgi üstüne bilgi sunarak oyuncularını pazarlamaya çalışıyorlar. Buna rağmen sürekli oyuncu izleyip yeni arayış adı altında kamuoyuna sunmak çok da sağlıklı değil.! Belirlenen oyuncunun izlenmesi doğru ama kör kuyuya atılan taş gibi her menajerin verdiği isimleri izlemek manevracılık gibi geliyor bana.
Teofilo Gutierrez CV’ sine baksan gözün kapalı alırsın. Adam dünyanın sayılı golcüleri arasına girmiş. Girmiş girmesine de birilerinin gazıyla “Büyük golcü” diye sunuldu ama beklentilere cevap veremedi. Vermeyecek mi? Hayır verecektir ama zamana ihtiyacı var. Şenol Güneş’in yönetimi sıkıntıya sokmamak için özel ilgi gösterdiği Teofilo’dan gerçek manada fayda sağlanmak isteniyorsa bundan sonra ki maçlarda 90 dakika oynatılmalı.
Uzun lafın kısası transfer pazarının kurulmadığı bir ortamda her gün yeni isimlerin piyasaya sunulması sağlayanlar umarım yarın bunun vebalini Trabzonspor’a ödetmezler. Trabzonspor ne çektiyse yabancı tercihlerindeki başarısızlıktan dolayı çekti. Hangi yabancı oyuncu Trabzonspor’u istenilen seviyeye çıkarmak için yapı taşlarından biri oldu. Saman alevi gibi bir varlar bir yoklar. Zaten bir varmış bir yokmuş diye başlanan hikâyelerde çocukları uyutmak için değimlidir? Acaba transfer konusunda camiada uyutuluyor mu ne dersiniz?