Trabzonspor’da yaşanan tartışmalara bir yenisi daha eklendi. Yönetim içerisindeki çatlağın nedeni tek adam mantığı. Ve suçlanan da asbaşkan Hayrettin Hacısalihoğlu. Geçen hafta başkan Şener’in duruma müdahale etmesi gerektiğini söylemiştik öyle de oldu. Şener yönetimi topladı ve; “Alınan kararların tamamından haberim var ve benim onayımla oldu” diyerek kestirip attı. Toplantı da Hayrettin beye de açık destek verdi. Anlayana Hayrettin bey benim vekilim ve ben devam ettiğim sürece kendisi de devam edecek. Buraya kadar her şey normal…
Anormal olan ise alınan kararlardan Sadri Şener’in haberinin olması değil yönetimdekilerin haberinin olmamasıdır. Birçok yönetici kararları imzalamadı ve birçoğu da okumadan imza attı. Şu andaki tablo içinde Sadri Şener, Hayrettin Hacısalihoğlu’ndan yana tavır koyduğu için muhaliflerin eli kolu bağlı. Şener’in “Aralık ayında adayım ve Hayrettin beyle devam edeceğim” sözleri de muhaliflere gözdağıydı. Bu resti gören muhaliflerde transferde yetkilendirilerek kısa süreli sükunet sağlanmış oldu. Ancak bu geçici süredir haberiniz olsun..
Trabzonspor’da yanlış giden işlerin olduğunu söylemeye gerek yok. Sadri Şener’in kupa moraliyle yola devam etme kararı alırken ekibinden de yarısını değiştirecek. Daha doğrusu Hayrettin bey değiştirecek. Değişecek isimler arasında yedek yöneticilerden ziyade asil üyelerden en az 6 kişi var. Bu isimlerde kendilerini biliyor ve tavrını ona göre belirliyor. Ayrılması planlanan isimlerin tamamına yakını Hayrettin beyin isteği ile değil hatırı sayılır kişilerin telkini ve yönetici bulma sıkıntısı nedeniyle göreve seçildiler.
Konuyu fazla uzatıp ortalığı germenin manası yok. Trabzonspor’da kısa süre içinde kongre yapılmaması için bazı yöneticilere ağzına bir parmak bal çalınmıştır. Yoksa kaos çözüme kavuşmamıştır. Bunu her iki tarafta çok iyi biliyor. Birbirlerinin tabiri caizse kuyusunu kazanların başkan devreye girdi diye can ciğer kuzu sarması olması beklenemez. Bu insanın tabiatına aykırı. Trabzonspor’daki çiftlik mantığının kulübü getireceği nokta bir arpa boyu mesafe değildir. Umarım sorumluluk sahibi akil insanlar Trabzonspor’u teferruatlarda boğmayı bir kenara bırakır.
Şenol Güneş’in tavrı belirleyici oldu
Bir teknik direktörün kulüp üzerinde etkinliğinin bu kadar olmasına az rastlanır bir olaydır her halde. Adı teknik olmasına rağmen idari ve yönetim bazında da olayların içerisine yer alan Şenol Güneş’in son krizde de rol aldığı biliniyor. Şenol Güneş’in Trabzon’a gelmesinin temelinde yatan iki isimden biri Hayrettin Hacısalihoğlu’dur. Hayrettin bey Şenol Güneş’in görev alması için yoğun mücadele göstermiştir. Sadece Hayrettin bey değil elbette Sadri Şener’de bu görevlendirmeyi gönül rahatlığıyla yaparak destek vermiştir.
Keser döner sap döner gün gelir hesap döner sözü tam da bugünler içinde. Muhaliflerin hazım etmediği isim olan Şenol Güneş’in tavrı yönetimde çatlak olmasına neden olmuştu. Çünkü Şenol Güneş işi profesyonellerin yapmasını istiyor ve yönetimi işin dışında tutmayı arzu ediyordu. Sorunda buradan çıkıyordu. Ancak Şenol hocanın tavrı ağır bastı ve mesele Sadri Şener’e kadar intikal etti.
Sadri Şener’in Hayrettin bey benim vekilimdir derken Şenol Güneş’e de sahip çıkıyordu. Yani işi profesyoneller yapacak. Ancak Aralık’ta yapılması planlanan kongrenin erken olmaması için bazı yöneticilere görevlendirmeler yapılarak mesele kısa süreli çözüme kavuşturuldu ama uzun sürmeyecek. Şenol Güneş’i Trabzon’a getiren ve arkasında duran Hayrettin beye bu kez Şenol Güneş tam destek vermiştir. Hayrettin bey ve Şenol Güneş ikilisini kolay, kolay kimse yıkamaz. Boşuna kimse heveslenmesin.. Hele bu dönem hiç…
Kadıköy’de 5 Mayıs 1996 Avni Aker filmini seyrettik
Pazar günü dramatik finalle lig sona erdi. Kupa şampiyonu Trabzonspor’un son lig maçında köfte yemekten horon tepmekten Fenerbahçe’ye karşı direnç gösteremeyeceğini söyleyenler ile Beşiktaş’ın Bursaspor karşısında şansının olmadığını ifade edenler karşı karşıyaydı. Trabzonspor Kadıköy’de Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu alkışlayacaktı. Kimse Beşiktaş’ın Bursaspor’dan puan alacağını dile getirmiyordu. Demek ki bu maçta bir “hin”likyapılmıştı. Her şey Trabzonspor’un üstüne oynanıyordu.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Fenerbahçe fırtına gibi girdi. Skor üstünlüğünü yakaladı ancak Burak’ın ortasını engelleyemeyince skor eşitlendi. Daha sonra ha bi gayret son gayret derken Trabzonspor kalesini ablukaya aldı. Fenerbahçe’de önüne gelen şut çekiyor, organizasyon deniyor, atlıyor zıplıyor ancak bir türlü gol olmuyor. Kaleci Onur kalesinde devleşiyor. Sağdan soldan havadan yerden ne varsa Onur’da kalıyor. Tıpkı 1996 yılındaki Rüştü gibi…
O yılları hatırlayanlar Trabzonspor’un rakibini nasıl boğduğunu skor üstünlüğüne rağmen nasıl Rüştü’nün kalesini ablukaya aldığını iyi hatırlar. Hami’nin insan üstü şutlarını Rüştü direklere çarparak nasıl çıkartmıştı. Trabzonspor saldırıyor pozisyonlar giriyor ancak maç sonunda Avni Aker’den mutlu ayrılan Fenerbahçe oluyordu. Pazar akşamı seyrederken 1996 gözümün önünden film şeridi gibi geçti. O gün Hami ve arkadaşlarının yerini bugün Guiza ve arkadaşları Rüştü’nün yerini de Onur almıştı. Kimse öküzün altında buzağı aramasın basiretin bağlandığında ağzınla kuş tutsan değişen bir şey olmaz…