Yeni sezon öncesi tüm kulüplerde hummalı bir çalışma var. Transferin en hareketli kulübü hiç kuşku yok ki Trabzonspor. Ancak basketbol şubesiyle gündemde.! Lige hareketlilik getirecekleri kesin.Kalıcı olmanın yanı sıra iddialı olmak için her yolu deniyor, imkanları sonuna kadar seferber ediyorlar. Belli ki görüntü olsun diye iş yapmıyorlar. O nedenle basketbola katkı sağlayanları sonuna kadar destekliyorum.
Basketbolda durum iki satırla böyle özetlenirken futbol hangi nokta da? Geçen hafta Hayrettin Hacısalihoğlu ile yaptığımız röportaj fazlasıyla ses getirdi. Yönetime bakış açısına göre değerlendirilen röportajda öne çıkan transferlerden ziyade Hayrettin beyin “tek adam değilim” sözleriydi. Ali Savaş durumu çok iyi analiz etmiş. “tek adam mı tek yetkili mi?” cümlesi çok özel ve de ciddi derinliğe sahip.! Hayrettin beyin tek adam veya tek yetkili olup olmadığı konusunu tartışmayacağım isteyen istediği yere çeker.
Şu kadarını söyleyebilirim ki futbolda tek adam veya tek yetkili olduğunu düşünmüyorum. Bunu söylemek ora da görev yapanları hiçe saymaktır. Yani Şenol Güneş’i, Ahmet Suat Özyazıcı’yı, Özkan Sümer’i ve diğerlerini… Futbolun patronu Şenol Güneş. Bunu Ahmet Suat Özyazıcı’da teslim ediyor ve toplanıp değerlendirme yapıyoruz ve karar alıyoruz diyor. Yani Şenol Güneş’i patron görüyor. Şenol Güneş’in gelmesini en hafif ifadeyle iple çeken Hayrettin Bey futbolda O’na patronluk yapmaz/yapamaz.
Bu konuyu fazla uzatmaya da değmez… Basketbolun patronu Saner Ayar derseniz ona itirazım olmaz. Çünkü her yönüyle meselenin içinde. Neyse biz konumuza dönelim gelecek sezon daha iddialı bir takım oluşturmak için çalışma(!!!) yapanlar ortaya birçok isim atıyor. Mevsim menajerlerin pazarda futbolcuları görücüye çıkarması olduğu için bazı oyuncularda Trabzonspor’un kendileriyle ilgilendiğini hatta anlaşmak üzere olduğunu açıklayıp piyasayı kızıştırıyor.
Bunlar futbolun içinde olan şeyler ama Trabzonspor’un belirlenen hedeflere gitmek için ciddi anlamda ilgilendiği oyuncularda yaş kemale ermiş. Yani “tecrübe”den ziyade “parayı alıp gideyim” anlayışındalar. Bunun faydadan çok olumsuzluğu olacağını şimdiden söylemek için müneccim olmaya gerek yok. Trabzonspor’da futbola aç, mücadele gücü yüksek ve kazanma arzusunu sonuna kadar yansıtacak tabiri caizse savaşçı futbolculara ihtiyaç var. Söylenenlerin içinde var mı?
Transfere yön verenlerin bu konuda iyi düşünüp karar vermesi lazım. Zaman Sadri Şener’in heyecanıyla acele edip paraları çar-çur etme ve hedefi bir yıl daha ıskalama zamanı değil, zaman sakin, kendinden emin her alanda fayda/zarar maliyetini hesap eden, hedefe varmak için katkı sağlayacak etkin ve üretken isimleri yönelmektir. Gerisi transfere yön verenlerin işi… 3-5 ay sonra biz haklı çıkmayalım da…
Yapılanma adı altında Sümer’e operasyon!
Trabzonspor’da yönetim kurulu değişim adı altında sürekli arayışlara gidiyor. Trabzonspor’u Trabzon’un en büyük KİT’i haline dönüştüren yönetimin bundan sonra ne yapacağını da kestirmek mümkün değil. Biraz ağır olacak ama akşam yatıp rüya görüyorlar sabah uygulamaya koyuyorlar. Böyle bir anlayış olur mu? Burada karar vericilerin rüyadan ziyade gerçeklere göre hareket etmesi gerekir..
Trabzonspor’un bugün dahi mirasını yediği başarılarının altında imzası olan iki isimden biri olan Özkan Sümer, amiyane tabirle şamar oğlanına çevrildi. Trabzonspor’da başkanlık yapan bir ismin bu kadar farklı görevlendirmelerle kamuoyunda küçük düşürülmesi hoş karşılanamaz. Elbette Özkan Sümer’in başkanlık yaptığı kulüpte çalışan olarak göreve devam etmesi doğru değil ama yanlışa da yanlışla karşılık vermenin izahını kim yapabilir.
Özkan Sümer’in “joker” gibi farklı görevlendirmelere muhatap olması onun yeterliliğinden değil “yeter artık” anlayışındandır. Bunu Özkan Sümer’de biliyor ama bana yapılanlara sessiz kalamam diye direniyor. Bu durum Trabzonspor’a gönül verenler arasında “nahoş” olarak değerlendiriliyor ama kimin umurunda. İki satırla yazıyı bağlayalım; Özkan Sümer ve Ahmet Suat Özyazıcı’nın anıtlarının dikilmesi gereken kulüpte bu hareketlere muhatap olmasını içime sindiremiyorum. Yönetim hariç sindiren var mı?