Yaklaşık bir aydır aldık alacağız dedikleri bizimde ısrarla hedefi olan Trabzonspor’da oynayamaz dediğimiz yabancı oyuncular belli sebepten dolayı transfer edilememiş. Mastoroviç hariç diğerlerinin faydalı olma şansı çok düşüktü. Zaten onlarda ya aile ya da kafalarda soru işareti bırakan performanslarından dolayı alınamamış. Bu yönetim istemeden de olsa voleyi vurdu. Rukavina’nın transferinde sorun yaşanmasını “şok” diye piyasaya sunanlar yanılıyor. Rukavina Trabzonspor’da oynayacak oyuncu değil. Bu sözlerim Cernat ve Colman içinde geçerli. Ne oyun kurucu Cernat ne de Colman hedefi olan Trabzonspor’da forma şansı bulmaz. Alınamamaları iyi oldu ama burada iki sorun var. Birincisi yönetimin aldık ön protokol yaptık dediği hiçbir oyuncuya imza attırılamadı. Demek ki yönetim kamuoyuna yanlış bilgi verdi. İkincisi de oyuncu seçimi ve protokollerde gerekli titizlik gösterilmedi. Alınan Ceyhun Gülselam’ın Trabzonspor’da oynayabileceğini sananlar da hayal kurmuş olur. O adam da beğenmediğiniz Tayfun Cora’nın yedeği dahi olacak yetenekte değil. Kocaelispor o oyuncuyu kendilerine teklif edenlere bizim amatörde bunun gibi çok oyuncu var diye geri çevirdi. Yani yönetim Ceyhun transferinin arkasına sığınmamalı. İsmi geçen oyuncuların alınmaması daha kalitelilerinin alınması açısından umut verici.! Anlaştık, protokol yaptık dedikleri beş para etmez adamlar gibi allayıp pullayıp taraftarları kandırmayacaklarsa. Bu oyuncuların gelmemesinde yönetimin hatası var demeyin aksine onlara destek verin ve daha iyilerini almaları için ikna edin. Rukavina, Colman, Cernat gibi oyuncularla Trabzonspor ilk 5 içerisine dahi giremezdi. Yeni isimler ortaya atılıyor. Cole, Fernando ve Alex. Bu isimleri birkaç kez izleme fırsatımız olmuştu. Ultra oyuncular değil ama Türkiye şartlarına göre iş yapabilecek düzeydeler. Çok açık ve net söylüyoruz bu takımın kaleci başta olmak üzere defansın göbeğine, ön libero, sol kenar, oyun kurucu ve forvet olmak üzere 6 tane banko oynayacak yetenekli isme ihtiyacı var. Bunun dışında atılacak olan adımlar kamuoyunu aldatmaktan ileri gitmeyecektir. Yönetime delegeler güvendiği için oy verdi. O güveni boşa çıkartmak ve hayal kırıklığına uğratmamak için elinize bugün ki gibi başka fırsatlar geçmez. Bunu iyi kullanmanız lazım.
Şener’e birileri dur demeli..!
Sadri Şener ismini ilk ortaya atanlardanız. Bize de heyecan vermişti Sadri Şener. Uzun yıllar biz muhabir kendisi yönetici ve başkan olarak çalışma imkanımız oldu. O dönem ki Sadri başkanla bu dönemdeki Sadri başkan arasında dağlar kadar fark var. Tıp ki o gün ki futbol anlayışıyla bugün ki arasındaki fark gibi. Sadri başkan seçime girerken rakibi küçümseyen anlayışta hareket ederek ilk hatayı yapmıştı. Sonra aradan uzun yıllar geçti heyecandandır dedik ama değişen bir şey olmadı. Her konuşmasını dikkatlice dinledim. Uzun süre medyadan ayrı kalmak ekonomik olarak sıkıntı çekmek Sadri başkanı çok değiştirmiş. Gökdeniz’le ilgili söylediği sözler hala kulaklarda. Transfer çalışmalarıyla ilgili ilk ağızdan oyuncularla anlaştık zamanı gelince imzalar atılacak dedi ama ortada anlaşılan oyuncu yok. Sadri Bey her defasında biraz daha hata yapıyor ve taraftarın kendisine karşı olan güvenini sarsıyor. Aslında Sadri başkanın bu kadar transfer işiyle haşır neşir olması da doğru değil. Transfer de başarısızlık söz konusu olursa fatura direkt olarak kendisine kesilir. Yabancılarda yaşanan fiyasko (İyi ki alamamışlar o oyuncuları, yoksa çok daha ağır bedeller öderlerdi) yerlilerde de kendini gösterecek gibi. Bu mantıkla hiç kimseyi alamazlar. Güya tasarruf tedbirleriyle borç yükünü azaltıyorlar. Başkan sıradan bir oyuncuyu en az 3 defa farklı isimlerle izliyor. Bazen özel uçak tutup Ersun hocayı da yanına alıp izletiyor ama nafile..! Bu çok yanlış bir politika.! Transfer politikası olmadığı için bu sıkıntılar yaşanıyor. Trabzonspor oyuncuyu izlememiş ve öneriler doğrultusunda birkaç haftada karar verecek. Bu piyango çekmeye benziyor ya tutarsa iyi de azizim tutma şansı yüzde bir. Tutarsa ile yola çıkılır mı? Bir yıldır bu oyuncular mercek altına alınmamış mı? Hangi mantıkla bu işler yürüyor. Karambolden iş üretmeye çalışıyorlar. Bu çalışmalar avuçlarının içine bombayı bırakmıştır. Neyse fazla söze de gerek yok. Sayın Şener hem uygulama hem de açıklamalarıyla ilk gün ki güven ve cesaret veren tavırlarından hızla uzaklaşmaktadır. Umarım bu konuda gerekli hassasiyeti gösterir. Yoksa….
Borsanın tartışılması Aktuğ yönetimine haksızlık..!
Trabzonspor’da borsaya açılması hala tartışılıyor ve tartışılmaya da devam edecek görünüyor. Anlatalım ve kapatalım o gün ki yönetim bir önceki yönetimin başlatmış olduğu çalışmaları devam ettirmek için araştırma yapmış ve Trabzonspor’un içinde bulunduğu durumu düzeltmenin yolunun borsa olduğu kanısına varmıştı. Gerekli çalışmalar ve altyapılar oluşturulup genel kurulun onayıyla borsaya girildi. Giriş nedeni belli. Bıçak kemiğe dayanmış para yok eldeki oyuncular da gitmek istiyor hatta bazı oyuncuların Fenerbahçe ile görüşüp anlaştığı yolunda da baskı oluşturuluyordu. Yalnız borsaya girmenin bir bedeli de temettü ödemesiydi. Yanılmıyorsam yıllık 4.5 trilyon civarındaydı. Tablo ekonomik olarak o dönem çok kötüydü. Fatih ve Gökdeniz’in kalması için kaynak aranıyor ama bulunamıyor. Bu vahim tabloda genel kurul onayıyla borsa serüveni başladı. Hata yok muydu? Elbette vardı ama o günün şartlarına göre artısı eksisinden çok daha fazlaydı. Süreç içinde sıkıntı yaşayanlar hariç herkesin gazel okuması normal. O yönetim belirli kararları alırken hem yarışmacı takım kimliğini korudu, kupa aldı hem de bugünlerde trilyonlarca değeri olan oyuncuları kadroda tuttu. Nasıl mı? Borsadan gelen 30 trilyonun 18 trilyonu borçlara (Futbolculara olan borçlar ödenemiyordu. O tarihleri hatırlayın Trabzonspor’a kimse kredi vermiyor bazı yöneticilerin kişisel kredileriyle dönüşüm sağlanıyordu. İcracılar kapıda, oteller kamp için Trabzonspor’a tarih ve yer vermiyordu) ödeniyor, 7 trilyon borsadan Trabzonspor adına hisse alınıyor, 5 trilyonda oyuncu (Yanılmıyorsam bunlarsan biri de o günlerde Çek liginin gol kralı ve milli takım oyuncusu olan Tomas Jun’da transfer edilen oyuncuların içindeydi) transferi ve eldekilerin fiyatının iyileştirilmesi için harcanıyor. Buraya kadar sorun var mı? Atay Aktuğ yönetimi yaşanan o sıkıntıyı gidermek için genel kurul onayıyla yola çıktı ama ne hikmetse süreç konuyu hala tartıştırıyor. Şimdi soruyorum size o gün darboğazdan çıkan Fatih, Gökdeniz, Hüseyin gibi oyuncuları kadroda tutan Aktuğ yönetimi iyi mi yaptı kötü mü? Cevabı şu hususları da göz önünde tutarak verin lütfen. Nuri Albayrak Fatih’i 15, Sadri Şener Gökdeniz’i 17 trilyona sattı. Hüseyin’de neresinden bakarsanız 5-6 trilyona satılır. Kaç para etti. Yaklaşık 38 trilyon..! Tekrar soralım mı? Gerek yok..! Trabzonspor zarar görüyor lütfen konuyu kapatın artık.
Süper ligi isteyen AK Parti’ye oy vermesin..!
AK Parti’nin zayıf olduğu Eskişehir ve Antalya’da plan tuttu. Hem oy hem de süper lig vizesi alındı. Şimdi sırada Diyarbakır ve İzmir var..! Sezon başında AK Parti’nin seçimlere yönelik müthiş planı işleme konuldu. Özellikle CHP ve DSP’nin güçlü olduğu iki ilde hem önemli isimleri liste başı yaptılar hem de o şehrin futbol takımlarına yönelik oyuncu transferlerinde başrol oynadılar. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’i CHP’nin kalesi Antalya’dan aday gösteren AK parti, aynı zamanda birçok oyuncuyu da transfer ettirerek hatta birlikte poz verdirerek oy toplamıştı. Aynı planı Eskişehir’de de hayata geçiren AK Parti yönetimi Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı liste başı yapıp ve bazı oyuncuların transferiyle oy avcılığı yapmıştı. AK Parti’nin ilk planı olan oy, futbol kullanılarak başarılı sonuç vermiş ve beklenen oy sağlanmıştı. Hem Antalya hem de Eskişehir AK Parti’nin oy planına sadık kalmış ve destek vermişti. Mehmet Ali Şahin ve Kemal Unakıtan’ın oy için aldırdığı oyuncular gösterdikleri performansla takımlarının süper lige çıkmasını sağladılar. Durumdan herkes memnun görünüyor. Yakında göreceksiniz erken genel seçimler olursa İzmir ve Diyarbakır’da da transfer hareketliliği gözükebilir. Burası Türkiye spor siyasetin esiri olmuş çok da önemli değil öyle değil mi? Aman UEFA duymasın..!
golgekalem61@hotmail.com