Orkestra, çeşitli
enstrümanlarla birlikte müzik yaptığı, büyüklüğü esere göre değişebilen çalgılar topluluğudur. Dört ana enstrüman (Tahta üflemeli, bakır üflemeli, vurmalı ve yaylı çalgılar) grubu bulunur Her enstrüman grubunun farklı teknik özellikleri, tınısı ve önemi vardır. Besteci ifade etmek istediği konuyu ya da duyguları bu enstrümanların ses tınılarına veya çalınma tekniklerine göre kendine en yakın şekilde, belirli bir teknik bilgi ve mantık içerisinde kullanır. Bunun futbol versiyonu da aynı özelliklere sahip. Futbol takımı da dört ana enstrümandan (Kaleci, savunma, orta alan ve hücum)oluşuyor. Her bölgede görev yapanların farklı teknik özellikleri var. Orkestra şefi elinde tabiri caizse minik bir çubukla koca orkestrayı istediği gibi yönlendirir. Farklı seslerin oluştuğu orkestra, ahenkli ve izleyenlere keyif veren konserleriyle dikkat çekiyor. Trabzonspor’da birçok oyuncuyu bünyesine kattı. Farklı özellikleri olan bu oyuncuları uyumlu hale getirip ahenkli ve izleyenlerin keyif alacağı bir takım yapmak da şefin yeteneğine bağlı. Şef alınan oyuncuların birçoğunda sadece bilgilendirildi. Bazı oyuncuların transferinde dahli dahi olmadı. Böyle bir topluluktan takım ortaya çıkartmak gerçekten büyük şeflik meziyetleri ister. Tabi burada şefin de aldığı paradan yana yönetimin sıkıntısı var. Ya şef parayı düşürmezse o zaman ne olacak? Elinde minik çubuğu takımı yönlendirmek için değil de başka amaçla kullanırsa ne yapılacak?
İşte şefin elindeki yeni enstrümanlar; Gökhan Ünal, Egemen, Giray, Selçuk, Cale, Colman, Buğra, İsmail, Yakup, Ceyhun, Selçuk, Mustafa, Eren, Abdülaziz, Necdet ve Zafer. Eskilerde bunlarla harmanlanır taraftarın keyif alacağı takım oluşturulur. Yönetim mi? Onlar biz üzerimize düşeni yaptık deyip kenara çekilecekler. Belli ki iş şefte başlayıp şefle mi biter yoksa başka şefle mi bekleyip göreceğiz ama bu orkestraya 3 baba enstrüman(Kaleci, savunma ve orta saha) daha gerekli olduğunun altını çiziyorum.
Bulak’ın “şampiyon yaparım” sözünün altında yatan gerçek..!
Futbolcu olarak değil de teknik adam olarak ligde ağırlığı olan bir isimdir Giray Bulak. İmkân bulduğunda şartlar içerisinde elinden geleni yapma gayreti olduğunu yakından bilenlerdenim. Manisaspor’dan ayrıldıktan sonra ortalıkta görünmeyen Giray hoca geçenlerde evinde bir yemek vermiş gündeme gelmişti. Şimdilerde ise, “Trabzonspor’u şampiyon yaparım” açıklamasıyla gündeme oturdu. En azından sessiz devam eden dönemi hareketlendirdi. Bulak’ın açıklaması mevcut kadro ve yapılan transferlerle ilgili değil genel konuşuyor ama iddialı konuşuyor. Bize göre zamanlaması son derece yanlış bir açıklama. Bu açıklamayla Ersun Yanal’ı baskı altına alıyor. Eğer Ersun Yanal başarı gösteremezse alternatifinin hazır olduğunu biliyor. Mevcut yönetimin Ersun Yanal’ın aldığı paradan duymuş olduğu rahatsızlık ortada. Birçok transferde son dakikada teknik adamın haberi oldu. Ersun Yanal’dan sonra dikkat edin sonra diyorum en küçük pürüzde yollar ayrılacak ve Giray Bulak takımın başına getirilecek. Tabi çok büyük aksilik olmazsa. Aslında Giray Bulak’la ilgili ilk senaryo bu da değil. Sayın Bulak’ın Fatih Terim’in ayrılmasından sonra Milli Takımın başına geçebileceği de söyleniyor. Hasan Doğan’ın Terim’le devam mesajlarına siz bakmayın. Çok büyük sürpriz olmazsa Terimle yollar ayrılacak. O görev için pusuya yatmış çok teknik adam var. İsimleri saymıyorum ama Giray Bulak en şanslılarından biri. Sayın Bulak açıklamalarıyla “beni unutmayın” diyor. Diyor demesine de zamansız olduğunu düşünüyorum ve teknik ekibi baskı altına almaktan başka bir şey yapmıyor.