Kazım Koyuncu: "Güçlülerin İktidarına Karşı Trabzonspor" "Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.” İşte böyle diyor Kazım Koyuncu...1992 yılında Mehmet Ali Beşli ile kurdukları dünyanın ilk Laz Rock grubu "Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) ile tanıdık O’nu... İstanbul Siyasal’dan siyasi nedenlerle ayrılan Kazım için 90’ lı yılların ortasında yol, müzik yoludur, tabii bir de Trabzonspor vardır hayatında... Üç İstanbul takımının iktidarıyla kafasını bozmuş çoğu insana inat Trabzonspor’u hep içinde taşır Kazım... O herkes gibi sonuçlarla yaşayan biri olmasa da, sonuç da bekler tuttuğu takımdan. Her yıl, "Artık bu yıl şampiyonuz” diye düşünür. Çünkü O’na göre Trabzonspor’da oynayan her futbolcu, 'şampiyon olacak takımın futbolcusu’ psikolojisiyle sahaya çıkmalı. Şampiyonluğa inanmayanın, halkını, taraftarını da inandıramayacağını hatırlatan Koyuncu, "Hiç kimse boşuna Trabzonspor’un şampiyon olup olmamasını tartışmasın. Mazimiz her şeyi tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor.” şeklinde konuşuyor. Futbolu O’na iki isim sevdirdi: Trabzonspor ve Armando Dieogo Maradona. Trabzonspor’u da Maradona’yı da aynı nedenlerle seviyor; iktidarın iktidarlarını yıkan ve farklılığı getiren eylemleri... Karadeniz müziğine getirdiği yeniliklerle Türkiye’ye malolan Koyuncu, yakın bir zamanda Trabzonspor gibi Avrupa sahalarında boy gösterecek. Tulumuyla, gitarıyla, Trabzonsporluluğuyla.. Trabzonspor Dergisi’ne 10 Mayıs 2004’te verdiği mülakat böyleydi. Ne hazindir ki genç yaşta aramızdan ayrıldı ve Avrupa’da dünya da boy gösteremedi. Lafı uzatmadan Trabzonspor yönetimine çağrım var. Trabzonspor sevdası yukarıdaki sözlerinde yatıyor. Oysa yiğit çocuk Hopa’da yatıyor. Ne olur adını tüm dünyanın duyacağı şekilde yaşatın…!
İşte gidiyorum;
Bir şey demeden
Arkamı dönmeden
Şikâyet etmeden
Hiçbir şey almadan
Bir şey vermeden
Yol ayrılmış, görmeden GİDİYORUM!
Trabzonspor’da başkan Faruk Özak mı Sadri Şener mi?
Genel Kurul kararına göre Sadri Şener başkanlık koltuğuna oturdu. Ancak çalışmalar ve girişimlerle Faruk Özak, Sadri Şener’i geçti ve koltuğa oturdu. Her yerde sayın Özak var. Hani başkan olsa ancak bu kadar ilgilenir misali. Sayın bakanın para toplanmadan tutunda stat projesi ve futbolcu transferi pazarlığına kadar her kademede olması Trabzonspor için bulunmaz bir fırsat. Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi yerel seçimlerde AK partinin oy patlaması yapmasına aracılık edecek olan transferler ikincisi de seçim öncesi verdiği söz. Yani Sadri Şener’e (Hayrettin Hacısalihoğlu’nun başkan adaylığından sonra Sadri Şener ismini ortaya atan ve destekleyen sayın Özak’tır) sonuna kadar destek. Tablo Trabzonspor açısından iyi mi sonuçlanır kötü mü bunu zaman gösterecek. Ancak Trabzonspor’un başarılı olmasını Sadri Şener’den çok bakan Faruk Özak isteyecektir. İşin ucu da yerel seçimlere kadar uzanacak. Unutmayın ki başarısızlık bakan Özak’ın siyasi geleceğini de risk altına sokar.
Yönetim çok şeffaf ama hiç bir şey bilmiyoruz..!
Gel de gülme. Fıkra desen fıkra değil, hikâye desen o da değil.! Olsa, olsa Trabzonspor yöneticisinin söyleyeceği laftır diyorsun zaten öyle. Bir zatı muhterem 50 milyon YTL’cik bilançoya çıkan transfer giderlerinden sonra kimse bizden şampiyonluk beklemesin diyerek kamuoyundan gelebilecek olan tepkilere set çekmiş.! Tıpkı her hal ve zamanda topu Ersun Yanal’ın kucağında bırakan yönetim ve onun işbirlikçi medyası gibi. Daha önceleri Yanal’ın aldığı para da gözü olan yönetim geleceği görerek başa gelebilecek olan sıkıntı da Ersun Yanal’ı öne sürüp, kurban edip zaman kazanacak ve bakın “Biz istediklerini aldık ama hoca başarılı olamadı” diyecek. Tabi kurnaz Ersun bunu yerse..! Ersun’da şimdilerde oyuncu transferi istiyor. Yönetimin transfer yapmaması işine gelir ki en küçük sıkıntı da bu kez kendisi bombayı yönetimin kucağına bırakacak ve “Ben istedim almadılar. Aldıklarından da bu kadar çıkıyor” diyecek. Hikâye bu. Neyse 50 trilyon harcayıp da şampiyonluk sözü vermedik demek şaka gibi. Konuyu derinleştirmiyorum ama herkes açıklamalarına dikkat etmelidir. Asıl konumuza gelelim Sadri Şener’in sözü şeffaflıktı. Yani şeffaf olacağız herkes olanı biteni bilecek. İyi de başkan kimsenin bir şey bildiği yok ki..! Herkes ağzına bir parmak bal çalınmış gibi lay, lay, lom havasında alınanları konuşuyor. Kimileri de “başkan başka yok mu?” diye istek de bulunuyor. Tamamda başkan gelen giden alınan satılanlar kaç paraya alındı kendilerine ne kadar ödendi. Küçük bir hesap yaptık. Bu sene alınanlar ve eldeki mevcutlara ödenecek para yaklaşık 25 milyon YTL. Bonservisler, kaleci ve yeni alınacaklar buna dahil değil. Gelire bakıyorum orta da çok fazla bir gelir yok. 3–5 yıl sonrasının dahi parası alınan bir iki yer dışında sadece yayın geliri, tribün geliri ve saha içi reklâm geliri olabilir. Bu da 15 milyon YTL olur. Peki, kalan kısmı nasıl ödenecek? Satmaya çalıştığınız Hüseyin dışında elde başka da Gökdeniz yok. Ne olacak kulübün hali çok merak ediyorum. Ne demişler ayağını yorganına göre uzat! Kulübü sevenlerin en büyük sıkıntısı mali tablodur. Battıktan sonra sözde yarışmacı olsan ne olur olmasan ne olur? Sonun zaten hüsrandır..!