Geçen hafta Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un medyaya yansıyan bir açıklaması oldu. Sayın Koç, DHA’nın Turkcell Süper ligle ilgili kendisine yönelttiği soruya, Fenerbahçe ve Trabzonspor'u favori gördüğünü açıkladı. Sayın Koç, “Fenerbahçe ülkemizde olduğu kadar dünya çapında da önemli bir yere geldi. Teknik direktörleri Louis Aragones'le ilgili yaşlı veya dede yorumları sadece spekülasyon. Çok doğru ve yerinde bir seçimdir. Kendisini kanıtlamış, dünyanın beğendiği, İspanya'ya dönmesi için büyük baskıların yapıldığı bir hoca Fenerbahçe'ye yararlı olur. Guiza da İspanya'daki gollerine devam eder. Ama Aurelio büyük kayıp. İşin iç yüzünü bilmiyorum, ama gidişi kötü oldu. Yeri mutlaka aynı kalitede bir oyuncuyla doldurulmalı. Fenerbahçe genel olarak üst düzey bir takım" dedi.
Trabzonspor'un da güzel ve önemli transferler yaptığını vurgulayan Koç, "Yönetim eski günlere dönüş için ciddi bir planlama içinde. Yeniden `Dört Büyükler' arasında anılmak için yoğun çaba gösteriyorlar. Galatasaray ve Beşiktaş'ın transferleri konusunda fazla bilgiye sahip değilim. Galatasaray'ın teknik direktörü Skibbe'nin iyi olduğu söyleniyor. Bunu lig başlayınca göreceğiz" diye konuştu. Bu açıklamayla ilgili değerlendirmede bulunanı görmedim ama bir tespitimi dile getirmem lazım. Bu sene Trabzonspor’un iddialı olduğunu yönetim ve başkan kendine avans sağlamak için söylemiyor ama herkes ifade ediyor. Bu konuda sayın Koç’a bizde katılıyoruz. Diğer konuya gelince Trabzonspor dört büyük kulüpten bir tanesidir. O nedenle dört büyüklerden biri olarak anılmak gibi bir çabası olmaz/olamaz. O sıfatı elde ettiği şampiyonluklar, milli takıma gönderdiği oyuncular ve müzesini doldurduğu kupalarla bileğinin hakkıyla kazanmıştır.
Eleştirirken iyi eleştirilirken kötü öyle mi?
Son yıllarda Trabzonspor’da yapılanları eleştirme moda oldu. Yanlış anlamayın gazeteciler değil eski yöneticilerden bahsediyorum. Doğru yanlış demeden eleştiri oklarını her zaman bilemişlerdir. Bu dönem içerisinde ciddi bir kabuk değişimi yaşatılan Trabzonspor’u yönetenleri eleştirdiğimizde anında tepki alıyoruz. Neden? Peki, soralım Trabzonspor yönetiminin 2 numaralı ismi Hayrettin Hacısalihoğlu, Nuri Albayrak yönetimini ekonomik yönden yaptıkları yanlışlar ve kulübü borç batağına sürüklediği için bir yıl boyunca konuk olarak katıldığı televizyon programında eleştirmedi mi? Sayın Nuri Albayrak Trabzonspor’u kötü yönetmek için mi göreve talip olmuştu? Parasını, zamanını tepki çekmek için mi harcamıştı? Elbette hayır. Trabzonspor’u bir dünya takımı yapacağım diye yola çıkmıştı. Bu konuda yanındaki arkadaşlarının yetersizliği ve tecrübesizliği ile teknik direktörün yanlış tercihlerinin faturasını kendisi ödemişti. O dönemlerde sayın Albayrak’ı alaylı şekilde ve borç yükü nedeniyle eleştiren Hayrettin Bey şimdilerde kendisine yönelttiğimiz paralanın kaynağı nerede sorumuza cevap veremiyor/veremiyor. Bu nasıl anlayış? Dün alaylı olarak eleştirdiği borç konusunda yapınla eleştirileri haz edememek ne demek? Unutmayın ki siz yolcu Trabzonspor hancı. Kendi şirketlerinizde 2 ay sonrasını sağlıklı şekilde analiz edip ödeme planlarınızı yapabiliyor musunuz? Trabzonspor’a oyuncu transfer etmek kadar kolay başka hiçbir şey olamaz. Marka değerini ortaya çıkaranlara teşekkür etmeyi de yeri gelmişken yapalım. Bu markaya herkes gelir. Önemli olan marka değerini düşürmeden borçları eritip gelir getiren yatırımları arttırmak ve kaynakları belirterek transfer yapmaktır. Bunu yapabiliyorsanız yöneticilik yapmış olursunuz. Yoksa öyle ya da böyle herkes yöneticilik yapabilir..! Sahi borç ne kadar…!