Trabzonspor’un Norveç’ten transfer ettiği Brezilyalısı Alanzinho, şu ana kadar ki görüntüsüyle takıma katkı yapmaktan çok sorun çıkartacak futbol(!) oynuyor. Albay lakabını taktığımız Alanzinho’nun transferi gerçekten hem maliyeti hem de beklentiler açısından son derece risk taşıyor. Bu risk peşi sıra bazı soruları da ardında taşıyor.
Albay Alanzinho’yu oynatmak bir dert kenarda oturtmak bin dert. Trabzonspor’un hedefe giden yolda sorunlardan arınmış bir berraklık da oyun oynamasını beklemiyoruz. Elbette bazen iyi bazen kötü futbol olacak. Bu futbolun ruhunda var. Ancak bazı oyuncuların beklentilerin altındaki performansları hem takımı hem de beklentileri sekteye uğratacak görüntüde.
Bu görüntüyü evvela Yattara sergiliyordu. Yattara transfer dedikoduları ve gitti-geldi döneminden sonra futbol olarak sıfır fayda ile cukkaları cebe indirmeye devam ediyor. Bu cukkalarla birlikte taraftarın kendisine gösterdiği büyük sabır ve hoşgörüyü de sonuna kadar zorluyor. Kendisine çeki düzen vermesinin zorunluluk haline geldiğini vurgulayarak hiç değilse bu saatten sonra fayda sağlayarak Trabzonspor’u ve kendini zirveye taşımalı diyoruz.
Yattara ile birlikte Gökhan Ünal’da beklentileri bir türlü karşılayamıyor. Selçuk bu isimlere ilave edilecek nitelikte cepten yemeye devam ediyor. Bir tek beklentilere karşılık veren Umut görülüyor. Savunma ve Silva’yı da bu isme eklemek lazım. Tablo içinde Albay Alanzinho’ya büyük görevler düşüyor. Bu görevler beklentileri de arttırıyor. Albay kısa sürede refakatcıları bir kenara bırakıp kendi gücüne ulaşıp fayda sağlarsa ne ala… Yoksa hem maliyeti hem de oyunu ile ona güvenenlerin elinde patlayacak…
1996’da başrolde Ali Şen’di, 2009’da Ersun Yanal olmasın..!
Futbol adına tartışılacak değerde hiçbir şey olmayan maçta Trabzonspor “1” puan aldı. Tarih oynanan oyunu değil alınan sonucu yazacak olduğu için birkaç gün sonra Beşiktaş maçı gündemden düşüp sonraki maçlar masaya gelecek. Şu kadarını söyleyeyim Beşiktaş maçının görüntüsü belki Trabzonspor sevdalılarını Televizyonların önüne mahkum etmiştir ama alınan “1” puanın şampiyonluk adına ne kadar faydalı olduğunu önümüzdeki günlerde görecekler.
O tablo içinde teknik heyetinden sahadaki ve kenardaki her oyuncuyu yerin dibine sokacak tarzda eleştiri yapılabilir. Oyuna müdahale değişiklikler ve oyuncu performanslarının değerlendirilmesi başlı başına konu olarak karşımıza çıkabilir. Bu gayet normal ancak anormal olan o oyundan sonra kazanılan “1” puan. Yolda izde karda kışta kimi görsem hep aynı fikrin etrafında birleşiyor. Çok büyük aksilik olmazsa o maçta alınan “1”puan bizi şampiyon yapacak diyor. Dikkat ettim herkesin aklında ortaya konan rezil futboldan ziyade alınan “1” puan ve ligin sonunda o puanın Trabzonspor’u en tepeye oturtması var.
Ersun Yanal’ın geçen maçların ardından yaptığı bir açıklama dikkatimi çekmişti. Açıklamada aşağı yukarı şu cümleleri sarf etmişti sayın Yanal. “Trabzonspor 1996 unutmadı. Ve o günlerden ders alarak yuluna devam ediyor” Trabzonspor’da performans düşüklüğü olduğu gerçek. Sevgili Yanal’ın bu düşüklüğe bir de tercihteki yanlışlıkları eklenince içinden çıkılması çok zor dakikalar Trabzonspor’u bekliyor. Şu kadar yazıp konuyu bağlayalım. 1996 yılındaki hikaye de başrol Ali Şen’di. Umarım 2009 da başrolü Ersun Yanal oynamaz….