Trabzonspor’dan “10 bin” kişiye iş garantili proje..!
Trabzonspor’un şampiyonluğunun şehre katma değerle kazandıracağı iş potansiyelinin 10 bini aşacağını düşünüyorum. Hastane, üniversite, kolej, istasyon, forma satışı ve bunların şehrin esnafına(turizmden eğitime, sağlıktan tuhafiyeye, el sanatlarından barınma yerlerine, bakkalı, ayakkabıcısı, elbisecisi, lokantacısı) kattıkları kazançlar. Ne dersiniz? 10 bin kişiye garantili iş kapısı açılmış olmaz mı?
Bu konuda çok ciddi çalışmaların yapıldığını biliyorum. Bu çalışmaların meyvelerini vermesi için bu yıl veya önümüzdeki yıl muhakkak ligi zirvede bitirmenin gerekli olduğunu da biliyorum. Şampiyonluk yoksa bu yatırımlarda yok mantığında değilim. Zaten yönetim kurulunun da böyle bir derdi yok. Şampiyonluk olursa talebin çok olacağından yola çıkarak projelerin daha talepkar olacağını söylüyorum.
Trabzonspor Trabzon şehrine atılmış en büyük kazıktır! Bu şehir yıllardır Trabzonspor’unuz var diyerek uyutulmuştur. Bu uyutulma yatırım yapılmasının da önüne set çekmiştir. Her gelen Trabzonspor narkozunu Trabzonluya vermiştir. Sonuç; Hem Trabzon hem de Trabzonspor’a kaybettirilmiştir.
Trabzonspor Trabzon’a faydadan çok zarar vermiştir. Halen daha o zararı çekiyor Trabzon. Yönetim bunu gördüğü için Trabzonspor’un başarılarıyla uyutulmadan ve narkoz etkisi olmadan bugüne kadar verilen sözleri yerine getirme uğraşı içinde. Hastanesinden tutunda kolejine, üniversitene, istasyonuna kadar 81 proje ile hem kendine hem de Trabzon’a katkı sağlamayı şiar edinmiş.
Bu konuda yol gösterici ve destekleyici olacak olan hiç kuşku yok ki şampiyonluktur. Artık hem yöneten hem yönetilenler hem de camianın kaybettirilen Trabzon ve Trabzonspor’un haklarını alabilmek için tek yürek olması gerekir. Önemli olan Trabzon ve Trabzonspor’sa herkes yönetimin arkasında dimdik durmalı ve kaybettirilen yılların, katma değerin artısını fazlasıyla alması gerekir.
Albay Alanzinho, Che Guevara ol demiyorum ama..!
Norveç’ten transfer edilmesi gündemde olduğunda araştırdık Albay Alanzinho’yu. Boyuna uygun olmayan özellikte yeterli ve yetenekli olduğunu öğrendik. Parası tartışılır ama oyunu hiç tartışılmaz. Kısaca iyi ve faydalı dediler.
Birkaç kez antrenman ve maçlarını izledim. En azılı eleştirilerin başköşesine oturtulduğunda şöyle yazdım, “Albay Alanzinho hem oyunu hem de sempatik tavrıyla Yattara’nın pabucunu dama atacak.” Şimdi çok daha iddialı bir şey daha yazıyorum, “Albay Alanzinho, emekli sandığı üyesi Gökhan, dinamit yemiş balık gibi dolaşan Umut, assolist olduğu iddia edilen ancak senede 1 veya 2 kez sahne alıp sepetini dolduran, değerini bulduğunda acilen satılması gereken Yattara, kontenjan topçusu Selçuk, fahri trafik polisi gibi her gelene yol açarak pozisyon veren Song ve hepsinden önemlisi Ersun Yanal’ın “yalan rüzgarı” gibi olmasına rağmen bu takımı zirveye taşıyacak.” Demek ki seneye 5 baba topçu için çalışma başlatılmalı. Buradan birbiriyle zıt başka konuya atlayıp sonunda bağlayalım.
Ernesto “Che Guevara”, kısa adı el Che (Arkadaş) Arjantin doğumlu doktor. Marksist politikacı ve dönemin Küba gerillaları ile Enternasyonalist gerillaların lideri. Tıp eğitimi alırken Latin Amerika’yı baştanbaşa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemledi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna karar verdi.
İlk olarak başkan Jacobo Arbenz Guzman’ın önderliğinde Guatemala’nın sosyal devrimine katıldı. Bir süre sonra 1959 yılında Küba’da yönetimi ele geçiren Fidel Castro’nun askerî nitelikli 26 Temmuz harekâtının bir üyesi oldu. Yeni hükümette çeşitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaşı teorisi ve uygulamaları üzerine makaleler ve kitaplar yazdıktan sonra diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere katılmak üzere 1965 yılında Küba’dan ayrıldı
Sonra Kongo, Bolivya derken arkada tarihe damga vuracak izler bıraktı. Albay Alanzinho’nun Che Guevara’ya benzetmemin nedeni de Türkiye’de futbol adına başkaldırının Trabzon’da olması ve uzun süre bu mücadelenin devam etmesi. Şimdi Albay’ın Che Guevara’nın Küba’da başlatmış olduğu devrimi yıllar önce başlatılan Trabzon’da futboluyla yeniden taçlandırması gerektiğini düşünüyorum.
Trabzon’u baştanbaşa dolaştı ve herkesin şampiyonluk için hazır olduğunu gördü. Trabzon’da yaşamın ve huzurun tek yolunun futboldaki yeni devrimler olduğunu da gördü. Bu adam da bu yetenek var. Bugüne kadar futbol adına çok fazla yanılgım olmadı. Brezilyalı Albay isterse emin olan Che Guevara’nın dünya tarihine geçtiği gibi Trabzonspor’un tarihine geçecektir.