Siyasetin bunalttığı ortamda biraz spor yazalım. Gerçi sporda da rahat olduğumuzu söylemek mümkün değil. Kaçan balık büyük olur derler ya bizimki de o misal. Öyle maçlarda öyle puanlar kaybedildi ki evlere şenlik. Hesapsız kaybedilen puanların bugün ve yılsonunda seni götüreceği nokta inanın yapılan tüm iyi proje ve işleri sel gibi önüne katıp yok edip gidecektir. Yazık ki ne yazık olacak ama…..
Bugün gelinen noktanın elbette en baba mimarı teknik direktör Ersun Yanal’dır. Trabzonspor’da kalması için mücadele eden dostlarına biraz ayak uydurabilse kendiliğinden kalacak ama o seyretmeyi yeğliyor. Sonra da “benim ismimi kimse tartışamaz” diyor. Şöyle bilgi sörfü yapıp meseleye ışık tutalım ne dersiniz…
Trabzonspor’un bu sezon en tartışılan konusu görünürde sahadaki performans ama gölgede kalan en baba tartışma konusu ekonomisi değil mi? Bu konuda yönetim harıl, harıl yeni proje ve kaynak arayışında bulunsa da dönem, dönem yeterli olmamaktadır. Bu duruma düşmenin elbette tek suçlusu biz değiliz. Suçlu arayacak ta değiliz. Bu duruma gelinmesinde mimarlık yapanları masaya yatıracağız.
Asgari ücretin geçim standartlarının çok altında kaldığı bir ülkede yılda 3 milyon Tl, yani 3 trilyona imza atıp yan gelip yatana ne dedir? Bırakın yan gelip yatmayı, çalıştığı kulübe yeni imaj ve hedef diye paha biçilmez(!) oyuncuların alınması için baskı yapana ne denir? Kendi şirketlerinde 3 gün dahi tutmayacakları adamları camialarda süreklilik ve istikrar önemlidir diye yıllarca çalıştıranlara ne demeli?
Konuyu çok fazla dağıtmayacağım ama şu oyuncuların alınmasında bir fiil görev alan ve yönetime baskı yapan teknik direktör Ersun Yanal’ı “galata bankerlerine” benzetiyorum.
Song, Alanzinho, Gökhan Ünal, Selçuk ve Colman. Sadece bu beş oyuncunun Trabzonspor’a maliyeti ne kadar? Ne kadar olduğunu biz yazmayacağız ama evvelki yönetimin bıraktığı borç kadar dersek abartmış olmayız.
Bu kadar ismi yıllık 3 milyon TL alarak transfer ettirip “takım olmak için zamana ihtiyaç var”, “yan yana oynayarak alışmak”, “seneye şampiyonluk için çalışmak”, “Son vuruşlarda veya ilk duruşlarda yeterli olmamak” diyerek açıklamak akıllıca iş olmasa gerek. Geçmişte yapılan yatırımlar ve alınan puanlar, biraz istek, biraz çaba, biraz özveri ve biraz da ciddiyet ve disiplinle gelecekteki(yılsonu) şampiyonluğun teminatıdır.
Ersun Yanal’a tek soru yönelterek konuyu bağlayacağım. Sayın hoca bugün yönetimde etkin ve yetkin isim olsa, para bulmak için çalmadık kapı bırakmasa, gece-gündüz demeden camiaya karşı hesap verir olsa, beş kuruş para almadan sadece Trabzonspor sevgisi yüzünden ana-baba-bacı-kardeş ne varsa küfre kurban verse sonra da yılsonu 3.veya 5.’inci olarak size ödül verilse kabul eder misiniz ? Bol keseden veren galata bankerleri gibi olacağına 9 maç 27 taze puanı al Ahmet Suat Özyazıcı gibi ol…