Trabzonspor’da Sadri Şener’in işbaşı yapmasının temelinde yatan asıl neden hoşgörüydü. Şener ve ekibine her ne olursa olsun hoşgörü de sınır tanınmamış ve yapılanlarda açık çek verilmişti. Ancak zaman içerisinde yanlışların eleştirilmesi hoşgörüyle iktidara gelenlerce kabul görmemiş ve şikâyet konusu olmuştu.
İlk dönem müthiş harcama, personel yapısında açılma, itibar satın alma, ekonomik daralma derken Sadri Şener’in gel-git istifaları ve ardından kongreye gidilmesi ve ilgisizliğin itibarı zedelemesi. Basit anlatımla 80 milyon borç, 90 milyon gelir var. Faizler ve temettü nerede…! Ekonomik tablo için şu kadarını sormam gerekiyor kendi paranız olsa harcarken içinize siner miydi? Bu kadar personelle çalışır mıydınız?
Yönetimin artılarının yanında eksileri de önce düşüncelerinde sonra uygulamalarında can buldu. Sadri bey en zor dönemim de verdim-almadım/giderim, Hayrettin bey kırgınım yorgunum cümlelerinin arasında değiştirilemeyen hiçbir şeye rağmen, geçmişte eleştirdiği yanlışları yaparak yönetime devam dedi.
Yüksek sesle yapılan eleştirilere manalı kelimelerle cevap vererek kulübü yoran anlayış sonunda yönetimin şekillenmesinde de kendini gösterdi. Hatır, gönül, ortak, kaypak derken en hakiki dostlar unutuldu. Dost diye nitelendirilen ve her defasında iş ve destek istenen kurum ve yönetenleri sözde kaldı ve düşünceleri değer görmedi. Yarın samimi olarak dost kelimesine nasıl sığdıracaklar ilişkilerini…! Gerçekler zaman içerisinde kendini acı şekilde gösteriyor.! Demek ki ilişkiler de dost sadece kelimeden ibaretmiş…! Gerisi…….
Tam yeri sonra devam ederiz, istiklal marşı şairimiz Mehmet Akif, ikiyüzlü insanlara çok kızardı. Bir gün bir arkadaşına şöyle dedi: İkiyüzlüleri artık sever hale geldim. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanları görmeye başladım. Durum tam da orası…! Makam, mevki, çıkar uğruna söylenenler nasıl hazmedildi….!
Hani genel müdürle konuşacak adam değillerdi, hani doktor nasıl olmuşlardı, hani beklediğiniz gibi değil koftiydiler, hani Trabzonspor siyaset üstüydü, hani dışı başka içi başkaydı…! Yaşananlar belki kelimelere sığar ama bizim ahlakımıza sığmaz… Kimler, kimler için neler dedi ve kimlerle kol kola girip Trabzonspor’u barış içinde yönetmeye talip oldu…! Bu söylenenleri ve yapılanları içine sindirenler daha açık ifadeyle tükürdüğünü yalayanlar bugün Trabzonspor’u başarıya taşıyacak öyle mi? Şaşarım aklınıza…!
Hz. Ömer’in şu sözü çok önemserim; “Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etmekten daha iyi dost göremedim. Bütün iyilikleri gördüm; nasihatten daha iyisini görmedim.” Madem birlikte olmaktan zevk alacaktınız o kadar derin ve manalı cümleler kurmaya ne gerek vardı?
Birkaç cümleyle konuları da toparlayalım. Cumartesi Trabzonspor, Pazar AK Parti yönetim kurulu üyeliği oh ne ala ne ala…! Olacak şey değil arkadaş ya siyaset ya spor..! Başkan ne demişti, “Benim kaptanım en az iki dil bilecek..! Fatih konusu uzatılmamalı. Hemen kapatılmalı ve alınmasının bütün dengeleri bozacağı kamuoyuna anlaşılır şekilde anlatılmalı. Yattara konusu yine başa sardı. Kampa katılan oyuncuyla alakalı kafa karıştıracak açıklama ve davranışlara müsaade edilmemeli. Edilirse ne olacağı örnekle sabittir…! Bir gece de 50 kişi haberleri olmadan yönetim kurulu kararıyla Karadenizspor’a nasıl üye yapıldı açıklanmalı. Karadenizspor’un Trabzonspor çalışanları tarafından yönetilmesi etik değildir.Ekonomik külfetin beli büktüğü ve pahalı transfer yapmanın yarayı derinleştireceği açıkça söylenmeli.
Sonuç olarak; tarikat kültüründe ki gibi biat edilerek eleştirilmeyecek başkan ve arkadaşları ile tükürdüğünü yalayan barış elçileriyle varın Trabzonspor’un halini siz düşünün…!