Trabzonspor’da yaşananların Osmanlı İmparatorluğu ile ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz? Bu konuda hiçbir kısıtlama yok. Ancak Trabzonspor’un ekonomik tablosunun Osmanlı İmparatorluğu ile bağı var. Kimilerine göre Osmanlı imparatorluğunu çöküş sürecine götüren en önemli etkenlerden biri aşırı istihdam ve karşılanamaz talepler, kimileri de Osmanlı’nın krizden çıkmak için işçi veya memur kıyımına gitmesini gücüne ve ihtişamına yakıştıramadı. Biz ikincisinden yola çıkarak birincisine atıfta bulanacağız. Yani Trabzonspor’da çalışanın atılmasını gücüne ihtişamına yakıştıramayız ancak..!
Evet, ancak dediğimiz zaman da muhakkak söyleyecek sözümüz vardır.Prof. Tahsin Bekir Balta, Osmanlı’nın son döneminde sık sık, cumhuriyet yıllarında da zaman, zaman ortaya çıkan “tenkisat” politikasını, yani kamu görevlileri sayısını eksiltip memur çıkarmaya gitmeyi şiddetle eleştirir, bunun Türkiye’ye hiç yakışmadığını söylerdi.
Nuri Albayrak yönetimini altını çizerek söylüyorum karşılığı olmasına rağmen 40 milyon borcunu kulüp battı, bitti elden gidiyor diye eleştiren kimler? Ve bugün karşılığı tam olarak olmasa 80 milyon borç yükünün altında imzası olan kimler? Trabzonspor’u çiftlik düzenine sokan anlayışın başarılı olması mümkün mü? Hiç sanmıyorum…
Şimdi soralım Şener yönetimine göreve geldiğinizde kulüpte kaç personel görev yapıyordu? Kaç personelin işine son verdiniz? Kaç personel işe yerleştirdiniz? İşe aldığınız personelin nerede kaç lira maaşa çalıştıklarını, kimlerin aracılığıyla işe girdiklerini ve ne kadar ücret aldıklarını açıklar mısınız? İşe alınanların yüzde kaçı yöneticilerinizin bazılarıyla daha önce mesai yapmış? İşe alınma kriteri ne? Hangi okulu bitirmişler ve kaç dil biliyorlar?
Yeri gelmişken söyleyelim “karşılıksız borç yok” diyorsunuz ya 80 milyon ve arkası hızla devam edecek borç stokunun karşılığı nedir? Oyuncular mı? Gayrimenkuller mi? Yönetici hibesi mi? Bunu da anlaşılır dilde izah eder misiniz?
Gelelim profesyonelleşme adına atılan adımlara. Ünal Karaman’ı hiç tartışmam…!Ama sorulması gereken sorular var. Kulüpte söz sahibi olanlar bugüne kadar hiçbir görüşe değer vermediği için kongre sürecinde eleştirilmişti. Ünal Karaman’ın görüşlerine değer verecekler mi? Veya Ünal’ın söylediklerini yapacaklar mı?Ünal’ı hangi paralarla yetkilendirilecek? Sportif direktör olarak Ünal çok iyi tercih ancak zamanlama, planlama ve ekonomide fay hattının kırılması nedeniyle yanlıştır. Ünal bu kulübe “sportif direktörün tüm yetkileriyle” gelemez…! Buna müsaade etmezler…!
Genel Sekreter Metin Kazancıoğlu. Hayırlı uğurlu olsun da ne yapacak? Kulübün idari yapılanmasında yetki verilecek mi? Personel rejiminin düzenlenmesi için adım atılmasına ses çıkartılmayacak mı? Genel sekreter her şeyden sorumlu olan kişi demek. Yani her konuda yetkisi olacak. Daha evvel torpil.com’dan işe yerleştirilenlere “ sen bizim işimize yaramazsın” diyebilecek mi? Mümkün değil…! Keşke diyeceğim ama müsaade etmezler…!
Gelelim Karadenizspor meselesine…! Hüseyin Örs’ün Karadenizspor’un başkanlığına gelmesi için başkalarına verilen sözlerin çiğnenmesini kabul edemem. Peki, yılların yardımcı doçenti Hüseyin başkanımıza soralım.Memur olarak çalıştığın kurumdan izin aldın mı? Rektör bey, “ya KTÜ ya Karadenizspor başkanlığı” derse ne yapacaksın? Hakkında soruşturma başlatırsa (ki çalışma yapılıyor) kimlerden yardım isteyeceksin? Her şeyin adabı usulü var. Madem böyle bir hevesin var o zaman sana ekmek verenlerden izin alman lazım akıl verenlerden değil öyle değil mi Hüseyin başkanım? Unutma müsaade etmezler…!
Gelelim transfer konusuna…! Kimse kusura bakmasın battı balık yan gider diyemeyeceğim. Trabzonspor al-i menfaatleri nedeniyle transfer yapılması şiddetle karşıyım. Çünkü kulübün ekonomik yapısı buna müsaade etmez. Yönetim bugüne kadar yaptıklarının hesabını elbette verir ancak transfer yapıp kulübü daha fazla mağdur etmemeli. Bakın federasyoncular bile size para bulmakta zorlanıyor…!Winston Churchill’in şu sözüyle yazıyı bağlayalım, “Dünyada ortalıkta dolaşan bir sürü berbat yalan var, en kötüsü de yarısının doğru olması...”